01.07.2009



Kazanmak ya da kaybetmek değil, var olabilmek ve kendin olabilmekti önemli olan...Bilemediğimiz savaşlara dahil edildiğimizde ve çokça üzüldüğümüzde birileri tarafından, her defasında incitildiğimizde...


en çok kahkahalarımız geliyor kulağıma bir de hep var olacağına olan inancım... “


21.06.2009


.

Kafamın içindeki sese sabitlenen endişeli halime alışmış gibi görünüyorum. Esasen endişe değil de; dün, hiç susmadan konuşması, tuhaf çağrışımlarıyla beraber, etrafımda gördüğüm her objeye bir anlam yüklememe sebep oldu, bunun yanı sıra da sürekli arı vızıltısı duyuyormuşum gibi ürkek bir halde, her an koşmaya başlayacakmışım gibi bir gün geçirmemde extra patates cipsi gibiydi.


Kabusa dönüşebiliyor, bazen de bu kadar çok insanın neden bu kadar çok anlatılacak şeyi var ki dedirtebiliyor ya da yürürken mırıldandığın şarkıya uydurmaya çalıştığın adımlarım dolanacak gibi oluyor ama bu başka bir sıcak yaz gününe bürünüveriyor, ve yine çok düşününce, her şey eskisinden daha anlamsız ve manası içine kaçmış gibi geliyor. Sürekli aynı şeyi düşünüp yabancılaşmak ile aynı kelimeyi defalarca tekrarlayıp yabancılaşmak arasında hiçbir fark kalmıyor.


Bunca şeye gerek yok der gibi bakan gözlerim, kimseye hiçbir şey anlatmıyor mu, ne dersin bilog? Yahut fotoğraflarıma bakıp, anlamlar çıkarmaya çalışan ucubelerin gözlerini oymak istemem, kişisel isteklerimin gereksizliğinde bir numara oluveriyor. Ne kadar çok ucube var ve hepsi haşlanmış mantar gibi insanın bir tarafından koparılmışcasına kaygan ve morumtırak duruyorlar. Mide bulandırıcı.



Hayat bu sıcaklarda daha da boktanlaşabiliyor.

Ne ayıp hayat, hiç yakıştıramadım sana.





19.06.2009



.

Rahatlığımsa;

bilmediğimdendi,

son paragraftaki cümleleri...

.

sadece

c ü m l e l e r d i








.



11.06.2009






Tarif edemeyeceğim bir şeydi diyebildiğimi hatırlıyorum, yutkunurken. Yutkunduktan sonra dudaklarımın arasından çıkacak ilk sese kadar geçen zamana neler sığdırabildiğimi bilmek istemeyeceğinden ya da neyse deyip, arkamı dönüp, adımlarımı saymaya başlamadan önce , avuçlarıma düşen tuzları tutamayacağımı bilmemden dolayıydı bu ziyan travmalar.



Kapı zillerinin, insan isimlerini taşıyan ağırlığıydı sanırım kentteki vakurluk ya da adımızı taşıyacak hiçbir şeyimizin olmadığındandı havadaki bu nem. Bilemeyip de, anlamlar yüklemeye çalıştığımız onca şey gibi az sonra hiçbir öneminin olmadığını kendimize yutturmaya çalışıp, unutulmaya layık şeyler listemize birinci sıradan giriş yapıyordu.


Yine manasızdı, anlamını yitiriyordu her sıkıntı, sese yahut yazıya dönüştüğünde, savrulup da koparcasına uzaklaşıyor, ardına bile bakmadan havaya karışıyordu...


Hiç yazmadığın mektupları okuyor, hiç konuşamadığımız iş yerindeki aptal insanlardan bahsediyordum. Mahalle bakkalının tuhaf bakışları altında göz altına alınıyormuşum hissiyle bir sigara daha yakıp, gelmeyecek su faturalarımızın ödenmemiş makbuzlarını çekmeceye yerleştiriyordum.



Tarifsizlikti işte; anlatmaya çalışmamak yapabileceklerimin arasında en mantıklı olanıydı. Bende çok mantıklı davranan birisiydim duygularıma karşı bütün koşullar hazırken hayata karşı, tutunmadan yaşamayı seçiyorum.


Sen ellerimi tut, ben gözlerimi kaparım.





01.06.2009




Ne sanmıştın?

Önümde duruyordu, görmezden gelen bendim.



Hakikatle irkilmek yahut senin de gitmek istediğin yerlere karşı duyduğun hislerle bütünleşebilecek düzeyde duygular beslemek ya da anlattığında, tozmuşcasına savrulan iç sıkıntılarının beyin hücrelerini ele geçirmesinden de farksız değildi.



Esasen olan neydi bilemediğimden değil de, kabak gibi sonunu gördüğüm labirentte, önüme çıkması muhtemel yüksek duvarların çaresiz çekiciliğine kapılmış kobay faresinden bozma, hisli bir maymun astronottum. Maruz kaldığım duygu silsilesini anlatabileceğim cinsle hiç tanışmış olmamamı da şahsıma gösterilmiş bir lütufmuş gibi havada karşılayıp, yan labirente yollamıştım.



İnandığım şeylerden, aldandıklarımı çıkardığımda kendime olan inancımın sarsılmaz abidesi Mayalardan kalmış da, az sonra gerçekleşecek medeni insan tarumarından habersiz göğü kucaklıyor gibiydi.



Ben de bi bok anlamadım. Neyse...



Başlangıç alametlerinden bir kaçıydı, bekliyoruz sabırsızlıkla...



Yaşanması gereken zamandan önce yaşanılmıştı yanlış olan ne varsa, doğru olanlar ise zamanı kovalamakta.